<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Gelip Geçerken</title>
	<atom:link href="http://gelipgecerken.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gelipgecerken.wordpress.com</link>
	<description>havadan sudan şeyler işte...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Dec 2011 13:27:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='gelipgecerken.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Gelip Geçerken</title>
		<link>http://gelipgecerken.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://gelipgecerken.wordpress.com/osd.xml" title="Gelip Geçerken" />
	<atom:link rel='hub' href='http://gelipgecerken.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Hüzzam tatlılıklar</title>
		<link>http://gelipgecerken.wordpress.com/2010/02/07/huzzam-tatliliklar/</link>
		<comments>http://gelipgecerken.wordpress.com/2010/02/07/huzzam-tatliliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 11:33:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>renderun</dc:creator>
				<category><![CDATA[sayısal]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[hüzzam]]></category>
		<category><![CDATA[makro]]></category>
		<category><![CDATA[nikon d40]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gelipgecerken.wordpress.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[bilyeler mevzuunda da anlattığım gibi neyi nasıl göstereceğiniz fotoğrafta sizin elinizde. bununla ilgili DSLR makinalara ilk geçiş yaptığımda hem makinaya alışmak, hem ilk DSLR deneyimi olduğu için öğrenmek ve çalışmalar yapmak adına baya çalışmalar yapmıştım. bu fotoğrafları mutfak tezgahına beyaz bir fon sererek çektim. ama ışık kaynağı olarak bir masa lambası ve tesgahın floresanlarını kullanmıştım. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gelipgecerken.wordpress.com&amp;blog=10980219&amp;post=37&amp;subd=gelipgecerken&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/bilyeler/">bilyeler</a> mevzuunda da anlattığım gibi neyi nasıl göstereceğiniz fotoğrafta sizin elinizde. bununla ilgili DSLR makinalara ilk geçiş yaptığımda hem makinaya alışmak, hem ilk <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Digital_single-lens_reflex">DSLR</a> deneyimi olduğu için öğrenmek ve çalışmalar yapmak adına baya çalışmalar yapmıştım. </p>
<p>bu fotoğrafları mutfak tezgahına beyaz bir fon sererek çektim. ama ışık kaynağı olarak bir masa lambası ve tesgahın floresanlarını kullanmıştım. gerçi daha fazla ışık olamalıydı diye çok düşünmüşümdür. neyse, fotoğrafları &#8220;At kadehi elinden bin parçaya bölünsün/Dökülsün meyler yere hatıralar gömülsün&#8221; eşliğinde izlemenizi tavsiye ederim&#8230; <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gelipgecerken.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gelipgecerken.wordpress.com/37/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gelipgecerken.wordpress.com&amp;blog=10980219&amp;post=37&amp;subd=gelipgecerken&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gelipgecerken.wordpress.com/2010/02/07/huzzam-tatliliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<georss:point>0.000000 0.000000</georss:point>
		<geo:lat>0.000000</geo:lat>
		<geo:long>0.000000</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cf666f03ff93c26b0697e6543fba814?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kotik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>bilyeler&#8230;</title>
		<link>http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/bilyeler/</link>
		<comments>http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/bilyeler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 22:24:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>renderun</dc:creator>
				<category><![CDATA[sayısal]]></category>
		<category><![CDATA[bilyeler]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[kurgusal]]></category>
		<category><![CDATA[makro]]></category>
		<category><![CDATA[nikon d40]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gelipgecerken.wordpress.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[fotoğraf çekmeye iyice merak saldığımda, deliler gibi teknik konulara çekim tekniklerini incelemeye başlamıştım. bir rus fotoğrafçı çekim teknikleri konusunda çarpıcı örnekler veriyordu. bir makro çekimin hemen arkasından nasıl çekim ortamı oluşturduğunu anlatıyordu. mesela light box&#8217;da çekilmiş bir fotoğraf gibi görünen bir objenin, çekim ortamı olarak, güzel bir öğleden sonra güneşi alan koltuğa bir kitabın beyaz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gelipgecerken.wordpress.com&amp;blog=10980219&amp;post=23&amp;subd=gelipgecerken&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5181.jpg?w=150&#038;h=99" width="150" height="99" class="alignleft size-thumbnail wp-image-19" />fotoğraf çekmeye iyice merak saldığımda, deliler gibi teknik konulara çekim tekniklerini incelemeye başlamıştım. bir rus fotoğrafçı çekim teknikleri konusunda çarpıcı örnekler veriyordu. bir makro çekimin hemen arkasından nasıl çekim ortamı oluşturduğunu anlatıyordu. mesela light box&#8217;da çekilmiş bir fotoğraf gibi görünen bir objenin, çekim ortamı olarak, güzel bir öğleden sonra güneşi alan koltuğa bir kitabın beyaz kapağını raflektör olarak kullandığı ve bir A4 kağıtla kesintisiz bir fon oluşturmuştu. o zaman farkettim ki önemli olan ne gördüğüne fotoğrafçı hükmediyordu ve ilaki profesyonel bir studio olması gerekli değildi.<span id="more-23"></span> </p>
<p>geçenlerde masa lambasının içine doldurduğum bilyeleri yüz vatlık bir ampülle aydınlattım. ortam ışıklı olmasına rağmen masa lambasından yayılan ışık daha fazla objektife girdiğinden sanki fon karanlıkmış gibi göründü. bence güzel fotoğraflar oldu.</p>
<p><a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5184.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5184.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a><br />
<a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5182.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5182.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a><br />
<a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5180.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5180.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a><br />
<a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5178.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5178.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a><br />
<a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5177.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5177.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a><br />
<a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5173.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5173.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a><br />
<a href="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5170.jpg"><br />
<img src="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5170.jpg?w=450&#038;h=298" alt="bilyeler. eskiden kalma hayaller..." title="bilyeler" width="450" height="298"><br />
</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gelipgecerken.wordpress.com/23/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gelipgecerken.wordpress.com/23/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gelipgecerken.wordpress.com&amp;blog=10980219&amp;post=23&amp;subd=gelipgecerken&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/bilyeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cf666f03ff93c26b0697e6543fba814?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kotik</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5181.jpg?w=150" medium="image" />

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5184.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5182.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5180.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5178.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5177.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5173.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://gelipgecerken.files.wordpress.com/2009/12/dsc_5170.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bilyeler</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>hayaller&#8230;</title>
		<link>http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/hayaller/</link>
		<comments>http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/hayaller/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 15:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>renderun</dc:creator>
				<category><![CDATA[yazısal]]></category>
		<category><![CDATA[dicle]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[sanrılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gelipgecerken.wordpress.com/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Ölüm, en yakın dostum. Arkamı döndüğümde kendi mezhebince, dostlarımı yakınlarımı alıp gidiyor. Neden böyle, bunu neden bana yapıyorsun diye sorduğumda hep aynı cevabı alıyorum, “zamanı dolmuştu”. Kalbimi çıkarıp koydum düşündüm. Her ölüm erken, her ayrılık zamansız… Sonra mantığımı koydum masaya, duygularını kaybeden ruhum ağladı. Gözümden bir yaş süzüldü, omzuma bir el konsun “ağlama yeğen, bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gelipgecerken.wordpress.com&amp;blog=10980219&amp;post=6&amp;subd=gelipgecerken&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ölüm, en yakın dostum. Arkamı döndüğümde kendi mezhebince, dostlarımı yakınlarımı alıp gidiyor. Neden böyle, bunu neden bana yapıyorsun diye sorduğumda hep aynı cevabı alıyorum, “zamanı dolmuştu”. Kalbimi çıkarıp koydum düşündüm. Her ölüm erken, her ayrılık zamansız… Sonra mantığımı koydum masaya, duygularını kaybeden ruhum ağladı. Gözümden bir yaş süzüldü, omzuma bir el konsun “ağlama yeğen, bu da geçer” desin istedim ama artık o el, ölümün serin kanatları ile uzaklara gitti. Bir dostum sesini duymak istedim sonra, korktum. Boğazım düğümlendi, elim telefona gitmedi, delice duymak isterken onun sesini. Bu delice sevdiğim toprağa, bu âşık olduğum gökyüzüne sığamaz oldum. Artık içimde açılan boşluklara koyacak bir şeyim kalmadı. <span id="more-6"></span></p>
<p>Bir yerlerde okumuştum, İspanyol haritacılar sevgililerinin adını taşıyan ve aslında orada olmayan adalar çizerlermiş. Bende şehirleri denizlere, tanıdıklarımı adalara benzetirdim. Artık su yutar oldum bu hayat denizinde. Kendime bir ada çizeceğim aslında olmayan, her tepesine beni bırakıp giden sevgililerimin adını verdiğim, her bulanmadan donmadan akan her nehrine dostlarımın adını verdiğim bir ada. Gidiyorum sanırım bende buralardan, 35’ime kadar bekleyemeyeceğim. Yakın dostum ölüm geldiğinde beni buralarda bulamayacak, ben adamda olacağım. Benden alıp götürdüğü bütün dostlarımla orada olacağım.</p>
<p>-/-</p>
<p>- merhaba<br />
- selam<br />
- nasıl geçti yolculuğun, sıkıcı mıydı?<br />
- yo aslında fena sayılmazdı. bir iki arkadaşa uğradım yolda<br />
- sevindim senin adına. otursana, ayakta kalma.<br />
- güzel sahil yapmışsın<br />
- evet, fena olmadı gibi. eksikleri çok aslında<br />
- olsun yavaş yavaş toparlarsın dert etme<br />
- dert etmiyorum zaten. zamanım çok<br />
- şuradan dökülen su yoktu, yeni mi?<br />
- evet. dicle koydum onun adını.<br />
- ülkeni mi özledin?<br />
- hayır, ondan değil. aslında seni anlamıyorum, cevabını bildiğin soruları sormaktan zevk alır gibisin<br />
- sen soruyu yanlış anladın. hep burnunun önündekileri görmekte zorluk çekiyorsun değil mi?<br />
- seni kavga etmek için çağırmadım.<br />
- bu sefer sorun ne?<br />
- bilmiyorum. yalnızlık sıkıyor bazen…<br />
- anlıyorum. istersen yürüyelim biraz…<br />
- ne tarafa yürümek istersin.<br />
- bilmem, yeni yaptığın şeyleri görmek isterim. şu tarafa mesela ne dersin?<br />
- olmaz orası daha yarım, kumlar boşlukları doldurmadı. zamanın içinde hapsolmak istemeyiz değil mi?<br />
- her şeyi zamanla ölçüyorsun değil mi, ne zaman vazgeçeceksin bu huyundan?<br />
- can bedenden çıkmadan huy çıkmazmış.<br />
- bilgiçlik yapma bana. büyü biraz büyü…<br />
- bir kitapta okumuştum. insan aslında büyümüyormuş biliyor musun?<br />
- nasıl?<br />
- kitapta insan doğduğu anda neyse ihtiyarlayınca da aynı kalır diyordu. büyümek ya da yetişkin olmak kendini tanımakla ve değiştirdiğin duygular geliştirdiğin davranışlar sadece alışkanlıkla bunları gizlemekle alakalı<br />
- mantıklı aslında. güneşin batıyor, buradan manzara güzel oturalım mı?<br />
- nasıl istersen gün batımlarını sevdiğin için biraz erkene aldım senin için bu seferlik.<br />
- teşekkür ederim. ay nereden doğacak?<br />
- güneşin battığı yerden&#8230;<br />
- biraz saçma olmuş gibi.<br />
- ona ben karar veririm.<br />
- haklısın. buradan senin dicle de görülüyor.<br />
- evet. aslında her yerden görülecek şekilde bir ufak ayarlama yapacağım.<br />
- dicleyi nasıl ayarladın<br />
- nasıl yani<br />
- yani buraya getirmek için ne yaptın?<br />
- bir şey yapmadım. derin bir düşünce yoğunluğu ile elimde kalan anılarla yaptım.<br />
- anlıyorum. zor olmuştur.<br />
- aslına bakarsan o kadarda zor değildi. unutmak istememekle alakalı.<br />
- peki şimdi hatırladığın anın kaldı mı elinde. kendine birşeyler saklamışsındır muhakkak<br />
- evet. ellerini sakladım özellikle, birde gözlerini. onlara kıyamadım. unutmadan bir de gülüşündeki içtenlik ve sıcaklık…<br />
- salya sümük romantik bir adam olmuşsun görüşmeyeli.<br />
- senden öğrendiklerimi kullanıyorum.<br />
- hala yalnızken türkü söylüyor musun?<br />
- evet, ama sadece yalnız yalnızken…<br />
- yok senin bed sesini çekemem zaten.<br />
- hava serinliyor, içecek bir şeyler ister misin?<br />
- evet, kahve ayarlayabilir misin?<br />
- büyük fincan ve sütlü mü hala.<br />
- evet eskisi gibi işte. çikolata da var mı?<br />
- onu diğer taraftan alırız.<br />
- peki<br />
- şu fundalıkda yürüyelim mi azıcık.<br />
- kedilerin fundalığında mı<br />
- evet<br />
- sevdin di mi orayı gerçekten?<br />
- evet. kedileri seviyorum. gerçi bülent biraz bozulmuş, şarkımdaki kedilerden örnek aldı diyormuş.<br />
- boş ver. desin.<br />
- kedilerin çok şirinler<br />
- teşekkür ederim. üreme aylarını kısıtladığım için biraz şikayetçiler ama.<br />
- her gelişimde çoğalıyorlar, nasıl beceriyorsun bunu peki?<br />
- düşünerek…<br />
- parçalıyorsun kedileri yani.<br />
 &#8211; pek sayılmaz, mesela şu beyaz var ya, o geçen sefer senin kucağına oturup kendini sevdiren tekir.<br />
- yani renklerinden yeni kediler oluşturuyorsun.<br />
- aynen öyle. bazen hepsinden biraz alıp farklı renkler de deniyorum.<br />
- kendine bir uğraş bulmana sevindim.<br />
- yalnız yaşamaya alışmalı insan. bu sahili dün yaptım. nasıl olmuş?<br />
- güzel olmuş. yalnız bir şey eksik.<br />
-her şey tam ve istediğim gibi burada<br />
- hamak yeni mi<br />
- evet orada müzik dinliyor kitap okuyorum.<br />
- şuradaki kayalıklar da yeni mi<br />
- evet deniz feneri düşünüyorum oraya.<br />
- gemiler mi geliyor sanki buraya<br />
- saçmalama sadece orada olmasını istiyorum. belki bir gün birilerine ihtiyaç duyarsam kapalı bir yer olsun diye.<br />
- anlıyorum…<br />
- bu huyunu seviyorum.<br />
- anlayışlı olmanı<br />
- gerçi saçma geldi ama ada senin adan, inatçılığını da sakladığını görüyorum diclenin, ondan tartışmak istemiyorum bu konuyu.<br />
-evet tartışmayalım.<br />
-kahvemde bittiğine göre artık geri dönme zamanı gelmiş demektir.<br />
- sen bilirsin. seni tutamam biliyorsun, geldiğin yol uzak. ama  kalmak istersen kalabilirsin burada istediğin kadar.<br />
- sen gelmek ister misin benimle?<br />
- artık buraya alıştım oradaki hayatın vahşiliğine tekrar tahammül edemem.<br />
- anlıyorum ama böyle zor oluyor<br />
- nasıl yani<br />
- ruh ve bedenin ayrı yaşaması diyorum.<br />
- aslında mantık ve duygu diyecektin.<br />
- her ne dersen o şekilde işte<br />
- burası huzurlu, senin kadar savaşçı değilim ben, orada benim kadar duyguya gerek yok biliyorsun.<br />
- peki sen bilirsin. haşçakal ruhum<br />
- arada uğra. sıkılırsan diye diyorum oralardan<br />
- sanmıyorum<br />
- bende…</p>
<p>-/-</p>
<p>- demek öldü diyorsun<br />
(gözlerini kendi yarattığı ufuk çizgisine dayadı uzun uzun baktı, belli belirsiz bir mutluluk bulutu geçiyordu ufukta.)<br />
- senin buralara düşer yakında<br />
(gözleri nemlenmişti)<br />
- ne güzel olur<br />
- senin şu pembe tabletlerinden bulunur mu buralarda, hani şu ölüm acısına iyi gelenlerden<br />
- buna ihtiyaç duyacak biri olabileceğini hiç düşünmemiştim.<br />
- ne boka yararsın ki…<br />
- öyle deme seni bırakıp buraya geliyor diye kızgınsın bana biliyorum<br />
- bilirsin.<br />
- nasıl bölündük biz seninle<br />
- bilmem bunu sen istedin.<br />
- evet hatırlıyorum, ben dayanamamıştım gerçek dünyaya<br />
- hanım evladıydın da ondan.<br />
- öyle deme, ben fazla romantiktim dünya için, duygularım daha ağırdı sana göre.<br />
- kalıp mücadele etmeye yemedi demenin kibar yolu mu şimdi bu.<br />
- ne alakası var<br />
- kalıp savaşmadın. buraya kaçtın, yoktan bir şeyler yapmaya uğraşıyorsun.<br />
- fena mı yani burası, tam istediğim gibi.<br />
- hamaklar, kediler, koruluklar,  kumsal, adı dünyalı bir nehrin bile var… bak deniz fenerine bile yapmaya başlamışsın, hep gerçeklerden kaçacak mısın?<br />
- gerçek dediğin sadece kavga etmek mi, sadece mücadele etmek mi, para için dostlarına kazık atmak mı? istemez senin oldun onlar… sana ihtiyacın kadar benden bıraktım, gereken kadar senden aldım.  siktir git beğenmiyorsan benim adamdan<br />
- of tamam seninle tartışarak bir yere varamayacağız sanırım seninle…<br />
- ne zaman bir sonuca ulaştık ki…<br />
- neyse ne bu gün gelir mi?<br />
- bilmem belki uğrayacak yerleri vardır. bir şeyler içer misin?<br />
- olabilir, gerçi kafa iyiyken dönüş yolunda alkol pek iyi olmuyor.<br />
- ne içersin<br />
- ne düşlersen<br />
- espri yeteneğini dünyada bırakmadan gelmen hoş aslında (döndüğünde elinde turkuaz, mat, üzerinde dumanlar tüten içkilerle döndü)<br />
- elimizde bu var idare edecesin artık. bu ne be<br />
- bunu yeni düşündüm. fena değil tadı, ananas, hindistan cevizi falan gibi bir tadı var. fazla da çarpmıyor alkolü…<br />
- bu tüten duman neyin nesi<br />
- görsellik…<br />
- görsellik?!.<br />
-…<br />
(gülüştüler, birazdan ikisi de gevşeyecekti)<br />
- bu kum kokusunu seviyorum aslında<br />
- sende fazla mı duygu bırakmışım nedir ki<br />
- sanırım.<br />
- ama insan yönünü de destekliyor bu biliyorsun.<br />
- gereğinden fazla üzülemiyorum ama.<br />
- üzülecek bir şey varsa bana söyle ben üzülürüm bizim adımıza.<br />
- mantık olmadan esprilerin yavan kalıyor biliyorsun değil mi<br />
- elimden gelen bu. sana daha rahat bir şeyler düşüneyim mi. yani sıkılmadın mı bu kot pantolon mevzusunda.<br />
- böyle iyi, ne güzel bulutlar düşünmüşsün<br />
- hoşuna gitmesi güzel.</p>
<p>ikisi bütün düşünülmüş gece sohbet ettiler şakalaştılar. uzun zamandır konuşmuyorlardı bu kadar uzun. bekledikleri o gece gelmemişti, düşünülmüş günün gerekli ilk ışıkları ile vedalaştılar gene…</p>
<p>-/-</p>
<p>uzanmış yaptığı eserlerini düşünüyordu. güneş tatlı tatlı tenini yakıyordu, denizin kokusunu ciğerlerine dolduruyor, dicle’nin şarkısını dinliyordu. uyur uyanık bir haldeydi. birden kafasında onun sesi şekillendi.</p>
<p>- dicle’yi özledin değil mi<br />
- neredesin? bu son numaran mı?<br />
- sen boş ver şimdi. dicley’i özledin di mi? ona cevap ver.<br />
- işin aslını istersen özledim. varlığını, sohbetlerini, sıcaklığını özledim.<br />
- hiç olmayacak hayallerin peşindesin biliyorsun değil mi?<br />
- biliyorum. biz buna basitçe sevgi diyoruz.<br />
- bak sen<br />
- işin çok mu gerçek dünyada<br />
- ne oldu ki?<br />
- konuşsaydık senle biraz<br />
- yalnızlık da koyuyor sanırım sana.<br />
- ne alakası var?<br />
- baksana haline<br />
- tahmin ettiğin gibi değil. senden önce varlığımın büyük bir bölümünü dicleye verdim, seninle de yollarımızı ayırınca içimdeki boşluk iyice arttı.<br />
- yalnızlıktan sıkıldın sen.<br />
- HAYIR!..</p>
<p>gözlerini kapattı, aklındaki düşüncelerini kovaladı, kendini rüyanın içinde rüyaların girdabına bıraktı. güneş her zamankinden daha parlaktı, en azında o öyle olmasını istemişti. kedilerin fundalığından küçük bir kedi yanına geldi. küçük çeneli güzel yüzlü bir kedi. göyüsüne tırmandı mırlayarak uykuya daldı.  bir an rüyaların pençesinden kurtulup bunu ben mi düşledim yoksa o mu diye düşündü. çünkü düşündüğü kedilerin bilincinin olup olmayacağını düşünmemişti. sonra vazgeçti uyumaya devam etti. ne de olsa hayaldi hepsi, ne önemi vardı ki…</p>
<p>-/-</p>
<p>Uyandığında hala gündüzdü. Aslında böyle olmaması gerekiyordu… Gökyüzü alabildiğine maviydi, dünkü düşünde kalan martılar süzülüyordu bu mavilikte. Dicle diye, eski hayatında da kafasının karışmasına neden olan, bazen nefes almasını bile zorlaştıran dünya güzeli dişi. Burada da hayallerine girip bütün düzenini karıştırmıştı. Gerçi ne kadar düzen denebilirse buna, Diclesiz bir düzen hep eksik kalacak bir resim gibiydi. Zaten yaşadığı bu ortam da bir ressamın üç boyutlu tablosu değil miydi… Varsın eksi kalsın.</p>
<p>Doğrulmadan göyüsünde çöreklenmiş kediye baktı. Patilerini toparlamış bütün dinginliği ile ona bakıyordu. Artık kalkma vakti diye düşündü. Kedi önce bir gerindi sonra üzerinden sıçrayarak, seke seke fundalığa seğirtti. Kalktı üzerini silkeledi. Ne kadar uyumuştu, bilmiyordu. Bir an veya bir ömür, zaman onun elindeydi nasılsa. </p>
<p>Keyifli rüyalar görmüştü. Dicle ile elvan elvan bahar çiçekleri dolu bir alanda uzanıp sohbet etmişlerdi, şakalaşmışlardı aynı eski günlerde olduğu gibi. Bunun onun bilincinde yansımasını düşündü. Hatırlayamacaktı kiminle konuştuğunu ve ne konuştuğunu. Sadece kendini iyi hissedecekti. Ayrılırken onun aklına belli belirsiz bir şarkının iki dizesini bırakmıştı “Ben senin gül bahçende oyunlarıyla mutlu/Ve affedilmeyi çok seven yaramaz bir çocuğum”. Kuvvetle muhtemel onu da hatırlayamayacaktı, ta ki o bu şarkıyı duyana kadar. Normal hayatında da kendi durumuna, ruh haline, hissettiklerine ilişkin bir şarkı bulması Dicle’yi şaşırtırdı…</p>
<p>Dicle’nin hiçbir şey hatırlamamasını özellikle istiyordu. Hiç alemi yoktu Dicle’nin hayatını karıştırmanın. Şimdi o kendisinden uzakta kendi hayatını kurmaya çalışıyordu ve doğru olanı da buydu. Seçim yapılmıştı kader çarkında, bunu diretmenin bir anlamı olmadığı gibi bunu kendi de değiştiremezdi. </p>
<p>Bütün bunları düşünürken deniz feneri kurduğu alana varmıştı bile. Sırtını bir limon ağacına yasladı, oturdu. Hayalindeki deniz fenerini inşa etmeye koyuldu. Bu deniz feneri Dicle ile ilişkilerinin ilk zamanlarında halini kurdukları bir kaçış yeriydi. Nedenini bilmeden ve bunu hiç yargılamadan her şeyi Dicle için hazırlıyordu. Bildiği tek bir şey vardı, aşk insanın karşısındakine benzemesi ve insan yanına dokunmasıydı birazda. </p>
<p>Akşama kadar deniz feneri ile uğraştı. Gecenin deniz fenerini bitirmesi ile örtüşmesini düşündü. Yavaş yavaş taş büyük yapı şekilleniyordu. İçini aynı Dicle ile hayal ettikleri şekilde döşemeye başladı bile. Yüksek yapının en tepesini düşlerken artık gece olmaya başlamıştı. Biraz yordundu düşünmekten. </p>
<p>Birden gerçek dünyada bıraktığı diğer yarısını düşündü. Yıldızlar belirginleşiyordu. Ayın artık deniz feneri ile daha uyumlu bir manzara oluşturmasını da sağlamıştı. Deniz fenerinin en tepesine çıktı. Uzanıp yıldızları seyretti. Ne kadar da çok ve parlaktılar. Yakamozun dansını seyretti, uyuma karar verdiğinde bir yıldız kaydı. Dicle diye düşündü, şarkıyı duymuş olmalı… </p>
<p>Gülümsedi&#8230;</p>
<p>-/-</p>
<p>Her zamanki gibi, masasında mesaisini dolduruyordu. Yaptığı işten nefret etmesine rağmen hayat mücadelesinin içinde olmak, kariyeri olmak, beyaz yakalılar arasında yer almaktı amacı. Ondan bu yolda senelerce ilerlemesi gerekse de amacına ulaşacaktı. Oysa o kariyer ve para hırsını dışlıyordu. Duygunun üstünlüğünü savunuyordu. Duygular, insanı yumuşatan hayatı zorlaştıran ufak detaylar. Oysa onun büyük hırsları olmuştu. </p>
<p>Duygularını alıp gittiğinde ilk başlarda fazla bir eksiklik duymamıştı, hatta sevinmişti. Geceleri kolalanmış beyaz çarşafları üzerinde, gelecek güzel günlere ilişkin hayaller kuruyordu. Hırslarını tatmin edeceği güç ve iktidar hayalleri. Ama dünden beri duygularının eksikliğini hissediyordu. Kafasında gerçi şekilleniyordu hayalden kurulu adasında yaşayan ruhunun diğer yarısının yaptıkları ama hissedemiyordu. </p>
<p>O gece evinde müzik setine bakmadan bir CD yerleştirdi, kendisine bir kadeh şarap doldurdu ve düşünmeye başladı tüm hayatından geçen kadınları. Hangisinde ruhunda bu bölünme başlamıştı, hangisini daha çok sevmiş ve daha çok üzmüştü. İlk aşkını hatırladı, yüzüne, gözünün içine baktığında söyleyeceği lafı unutturan o kızı. İlk kopma işte o zaman başlamıştı. Uzunca süre onun gibi kimseyi sevmeyi becerememişti. Arada geçen kadınlar ruhundaki çatlağı büyütmüştü. Tam kopma, beklide ayrılma noktasına o getirmişti, Dicle… </p>
<p>Neyini sevmişti Dicle’nin ya da ilk neyine vurulmuştu. Doğallığına. O kadar kusursuzdu ki bir su damlası gibi, o kadar barışıktı ki kendisiyle… Sonra, zekâsı etkilemişti. Çabuk kavrayan, onun söylediğini tek seferde anlayabilen bir kızdı. Sürekli anlaşılamamaktan şikâyet eden biri için gayet mantıklıydı. Sonra, hayata bakışını, duruşunu… </p>
<p>Peki, ruhunun diğer yarısı neye âşık olmuş olabilirdi. Sevgiye susamışlığını nesi doyurmuştu Dicle’nin? Sevgisini koşulsuz paylaşıyordu, severken yormuyordu kimseyi. Sadece seviyordu. Duygusaldı, başkaları için üzüldüğünü hatırladı. Hatta bir gün çalıştığı iş yerinin komşusu olan doktora gelen bir hastaya yardım edişini hatırladı. Gözleri kör olduğu için merdiveni çıkamayan ve asansörden korkan ufak kıza yardım edişi. Sonrasında bunu ona nasıl da içten anlatmıştı. Kendine saatlerce gelememişti. O zaman ruhunun diğer yarısı bütün bedeni fonksiyonlarını ele geçirmiş ve Dicle ile birlikte iki damla yaş akıtmıştı. Ağlamak çok saçama geldi bir an, ama neden bunu hatırladıkça neden boğazı hala düğümleniyordu? O anda bir şeyi anladı, Dicle’ye âşık olurken hiçbir fiziksel özelliğini bilmiyordu. Yani bu tensel bir çekim değildi saf bir duygu yoğunluğuydu. Çocuklar gibi birbirlerine ne olduğunu akşam anlatmaları onu mutlu ediyordu. Yaşanmış tensel ilişki ise Dicle ile aralarında olsa olsa bu duygu yoğunluğunun bir sonucu olabilirdi…<br />
Sonra kendi mantık terazisinin küfelerine koydu tüm kadınları. Ruhunun duygusal tarafından onu ayıran en büyük özellik buydu işte, kıyaslama yapabiliyordu. Önce ilk aşkını yerleştirdi diğerine. İlk aşkı diğer kadınların ağırlığından çok farklıydı. Diğer kadınları indirdi teraziden ve Dicle’yi yerleştirdi. En azından bir eşitlik bekliyordu. Ama Dicle daha ağır basıyordu hepsinden. Hayret etti.</p>
<p>Dicle ile hiç tensel bir temas yaşamamışken ona nasıl olurda bu kadar bağlanırdı insan anlamıyordu. Sadece bir kere dokunmuştu Dicle’nin tenine. Ama buna hiç ihtiyacı yoktu, çünkü ruhunun her iki tarafı Dicle’ye âşıktı. Kendi acıyla baş etmeyi becerebilmişti ama. Ruhunun diğer yarısı buna dayanamamış, hayata karşı yenilgiyi kabullenmiş ve basıp gitmişti. Bu gidişin suçlusu Dicle miydi? Hayır, bu zamanı gelince olacak bir şeydi zaten. Bunu Varoluş’a dokunduğu andan beri biliyordu. Üstadı onu uyarmıştı, Varoluş’a tehlikelidir diye. Ama o hırsının kurbanı olmuştu…</p>
<p>Sarhoştu, yorgundu. Aslına da ruhunun diğer yarısı çekip gittiğinde ona bıraktığı duygu kırıntılarından pek memnun değildi. Ama bu gece bırakılan bu duygu kırıntıları onu tatlı bir melankoliye sürüklemişti. Belki de şaraptı bunu yapan. Evin bütün ışıklarını kapatıp yatak odasına gitti. Karanlıkta yatağına uzandı. Ay yatağına düşüyordu bu gece. Uyudu.</p>
<p>-/-</p>
<p>- merhaba<br />
- Selam<br />
- Nasılsın<br />
- İyiyim, daha doğrusu seni görene kadar<br />
- Rahatsız ediyorum<br />
- Hayır, rahatsızlık değil bu. Sadece dengemi bozuyorsun.<br />
- Bunu yapmak istemezdim. İstersen gidebilirim.<br />
- Bu seninle alakalı değil, tamamen benimle alakalı<br />
- Anlayamadım, özür dilerim.<br />
- Demek istediğim seni gördüğüm zamanlarda ya da seninle iletişim kurduğum zamanlarda, ileriye yönelik yaptığım bütün planlar karışıyor, duygularım allak bullak oluyor. Ne hissetmem gerektiğini bilemiyorum, çekim gücüne giriyorum. Dengemi bozuyorsun tam anlamıyla<br />
- Üzgünüm, böyle olmasını istemezdim. İstediğin an hayatından çıkıp gidebilirim, bunu biliyorsun.<br />
- Evet biliyorum bunu yaşamıştım daha evvel, iyi hatırlıyorum&#8230;<br />
- Yaptığım her şeyi seni düşünerek yaptığımı biliyorsun değil mi?<br />
- Bana sormadan yapmıştın&#8230;<br />
- Hatalıyım ama sadece senin daha zor günler geçirmemen içindi her şey. Bunu anlayabiliyor musun?<br />
- Hayır anlamıyorum ve anlamak da istemiyorum, anlatma da lütfen.<br />
- &#8230;<br />
- &#8230;<br />
- Deniz ne kadar güzel değil mi?<br />
- Huzurlu.<br />
- En azından bu anı yaşayabiliriz belki, elimizden gelende bu zaten.<br />
- Seni unutmuştum neden yeniden karşıma çıktın.<br />
- Sen karşıma çıktın<br />
- Sevecendin ama, eskisi gibi ilgili&#8230;<br />
- Bunun için bir çaba sarf etmedim ben&#8230;<br />
- Biliyorum bunu isteyerek yapmadığını.<br />
- Şu anda yaşadığın ilişkiden memnun musun, hayatın nasıl?<br />
- Bilemiyorum, artık tam olarak kestiremiyorum hiçbir şeyi&#8230;<br />
- Hayatını altüst ettim değil mi?<br />
- Sanırım evet, belki de bu ona karşı bir sınav hayatın bana hazırladığı, bilmiyorum&#8230;<br />
- Şimdi nasıl hissediyorsun.<br />
- Nasıl yani&#8230;<br />
- Mutlu musun şu anda burada olmaktan, benimle olmaktan, zamanı benimle harcamaktan?<br />
- Evet mutluyum&#8230; Tuhaf olan da bu zaten&#8230; bilmiyorum.<br />
- Onun sana verecekleri ile benim sana verebileceklerim arasında çok fark olduğunu biliyorsun değil mi?<br />
- Anlamadım<br />
- Yani yenik olan taraf benim biliyorsun.<br />
- Neye karşı yenik.<br />
- Sana karşı. Mantıklı olan bu&#8230;<br />
- Mantıktan bahseden kim, sadece duygularımı kontrol edemiyorum&#8230; Sorun da bu zaten&#8230;<br />
- Anlıyorum.<br />
- Daha ne kadar gideceğiz<br />
- Çok kalmadı. Umarım vapurun sallantısından rahatsız olmamışsındır.<br />
- Yo sadece karaya ayak basmak itiyorum artık.<br />
- Denizden bu kadar ürkmeni anlayamıyorum.<br />
- Ankara’da deniz mi var kuzum<br />
- Haklısın sadece içinde ördeklerin yüzdüğü bir kuğulu park gördüm&#8230;<br />
- Orada kuğu da var.<br />
- Ben görmedim ama<br />
- Var diyorsam vardır.<br />
- Vardır.<br />
- Sanırım kara göründü<br />
- Kara değil o ada<br />
- Ne fark eder, kuru toprak değil mi işte&#8230;<br />
- Haklısın<br />
- Her zamanki gibi, nedir sendeki bu ada sevdası kuzum<br />
- Bilmem kendi dünyamı yaratma isteğidir belki de&#8230;<br />
- Yaratabildin mi peki<br />
- Bir anlamda evet<br />
- &#8230;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/gelipgecerken.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/gelipgecerken.wordpress.com/6/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=gelipgecerken.wordpress.com&amp;blog=10980219&amp;post=6&amp;subd=gelipgecerken&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gelipgecerken.wordpress.com/2009/12/16/hayaller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cf666f03ff93c26b0697e6543fba814?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Kotik</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
